Yazılarım

Aşk bir anlık! Her şey bir anda oldu aşk da ve aptallık da hatta şapşallık!

Ayvalık’ta denizden yeni çıkmış, tap taze devasa tostlarımızı yemeye çalıştık. Ben de denizden yeni çıkmış balık gibiydim zaten işte şu aşk bir anlık bir şapşallık! Meşhur tostlarını o kadar lezzetli ve çeşitli malzemelerle dolduruyorlar ki yiyebilmeniz için kürek gibi bir ağzınız olmalı veya mutluluktan ağzınız kulaklarınıza varmalı. Yani bizim için yemesi çok kolaydı…

Dağlar denize dik uzandığı için mi bu denize böyle güzel? Cam gibi balık bile kıpırdamıyor. Burada deniz uzaktan yanık mavi yanına geldiniz mi sırça mı, su mu anlayamazsınız!

Aşk bir anlık bir şapşallık! Ege’de aşk,

Böyle bir denize dalmanın, akvaryum balıklarıyla yüzmenin, kayalardan atlamanın tadını, ahşap tekne turlarıyla alıyoruz. Neşeli kalabalıklarla açılıyoruz denize.

Tertemiz cam gibi bir su, renkli balıklar, gizli batıklar karşılıyor bizi, egenin küçük adalarının küçük limanlarında. Ve her limanda yaşanmış bir aşk, bir sevgili gibi hatıralar kalıyor hafızada.

Gülüyorduk, koşuyorduk, coşuyorduk ama doymuyorduk muhabbete, neşeye, güneşe. Gece olunca deniz kenarında, kumsalın içinde bir barda oturuyoruz.

Aşk bir anlık bir şapşallık!

Kulağımıza minik dalgaların hışırtıları, ayaklarımıza kumsalın kırıntıları dokunuyor. Bir şeyler içip gırgır şamataya, salataya, makaraya, şakalara gece yarısına kadar devam ettik. Uyku gelmeye başlayınca, Fatima sordu;

 

  • “ Eeee arabalı sokak çocuğu gündüz öyle böyle geçti de gece ne yapacağız, nerede yatacağız?”

 

Kimseye muhtaç değildim ama işiniz serbest meslek ve özgür sanatçılık olunca; bir ay genel müdür maaşı alırsınız bir ay asgari ücret. Böyle de olsa milyoner bir sokak sanatçısıymış gibi hiç bozuntuya vermeden, huzurlu ve muzurlu;

Gelgitli gelirimiz,

 

  • “ Bir sürü pansiyon, hotel, motel var buralarda birin de kalırız canım, o iş kolay.” dedim.
Aşk bir anlık bir şapşallık
Aşk bir anlık bir şapşallık

İçeceğinden bir yudum alıp kafasını sallayarak arkasına yaslandı, gülümseyerek;

Kıskanç çelik dostum,

 

  • “ Aaa olmaz! Sen Arabalı Sokak Çocuğu’sun senin evinde kalalım, şu çelik dostun bizi misafir eder sanırım. Ben seni böyle aldım, beni ne müteahhitler, ne bürokratlar ne hortumcular istedi ama ben seninle kaçtım, arabada yatmadıktan sonra bu nasıl macera?” dedi bademciklerine kadar gülerek.

{“Son Cariye” adlı kitabımdaki “Arabalı Sokak Çocuğu Fatima” adlı öykümden alıntılar ( 08 ) }

semihbulgur.com

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Reklam Engelleyici Algılandı

Merhaba. Sitemiz yoğun bir emeğin ürünüdür! Sitede dolaşmak için lütfen Reklam Engelleyicinizi Kapatın. Please Close The Ads Protector.