Tarih

Osmanlı’da İstanbul Yasakları! Kocaman şehir için hayır mıdır şer midir?

Osmanlıda İstanbul Yasaklarından bazıları gerçekten ilginçtir. İstanbul Osmanlı zamanında da büyük bir şehir ve baş kentti. Yani nüfus bugün ki kadar olmasa da oldukça yoğundu. Yani çok insan çok yasak demektir. Nerede çokluk orada bela da derler. Ayrıca başkent olmanın getirdiği devlet ciddiyeti de yasakların bu bölgede yoğunlaşmasına sebep olmuş olabilir!

Osmanlı zamanında İstanbul
Osmanlı zamanında İstanbul

Osmanlıda İstanbul, Komşusunu rahatsız eden kuruluş kapatılırdı.

Osmanlı Devleti’nde işletme veya kurumların komşuları rahatsız etmesi yasaklanmış, hatta suç unsuru olarak
görülmüştür.

İşletmelere, bu kurallara riayet etmedikleri takdirde hukuki muâmele uygulanırdı. Bu muâmelelere bir örnek şudur:
Osmanlı Devleti’nde mahalle veya sokak içerisinde işlev gören bir fırının bacasından çıkan duman, komşuları rahatsız ederse, şeyhülislâmdan fetva alınarak o fırın kap atılırdı.

Osmanlıda İstanbul Yasakları;

Devlete sor,

Fırınların dumanlarıyla ilgili 1715- 1716 yıllarında Şeyhülislâmlık yapan Abdurrahim Efendi şu fetvayı vermişti:

Sual: Bir mahallenin ortasında Zeyd bir ekmekçi firını açmış olsa, o fırının dumanı çevredeki Müslüman evlerine zarar verse, halkı rahatsız etse Müslümanlar, Zeyd’e zararlarını karşılatabilirler mi?

El-cevab: Karşılatabilirler.

İstanbul’da Dalyan Yasaknamesi,

Fatih Sultan Mehmed Hân dönemine ait olduğu sanılan ve günümüze kadar altı nüshası ulaşan, İstanbul’da Dalyan Yasaknâmesi adı altındaki kanunnâmeyle Fatih Sultan Mehmed Han, Osmanlı Devleti’nde balık ve deniz ürünleri avlamaya bir dizi yasak getirmiştir.

Yasaknâmeye göre Osmanlı halkından herhangi bir kişi devletten izinsiz bir yere ağ kurup balık veya deniz ürünlerinden birini avlayamaz.

Devletten izinli bir şekilde ve devletin izin verdiği deniz üzerinde bir yere ağ kurup avlanabilir. Fakat yine de yakaladığı deniz ürünlerini devletin oraya tayin ettiği amillerden izinsiz satamaz.

Osmanlıda istanbul yasakları
Osmanlıda İstanbul yasakları

Deniz devletindir,

Her kim ki, deniz ürünlerini avlar ve satmaya yeltenirse, yakaladığı canlıları kilolarından boylarına kadar amillere
gösterip , ondan sonra satabilir.

Bu yasaknâmenin hükmü Fatih döneminden sonra da asırlarca yürürlükte kalmış, 1881 tarihinde hazırlanan “Zâbita-i Saydiye Nizamnâmesi” ile yeni bir düzenlemeye gidilmiştir. Bu yasakla, Osmanlı denizi ve canlıları korumayı hedeflemiş olmalı! Bir de devletin malı deniz yemeyen keriz derler, aman ondan olmasın!

 

 

Kaynak
Nermin Taylan

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Reklam Engelleyici Algılandı

Merhaba. Sitemiz yoğun bir emeğin ürünüdür! Sitede dolaşmak için lütfen Reklam Engelleyicinizi Kapatın. Please Close The Ads Protector.