Sağlık

Stres testi, değişim, yaşam, duygular, ilişkiler, gençlik ve korku filmleri!

Değişim ve stresi!

Stres testi, değişim, yaşam, duygular, ilişkiler, gençlik ve korku filmleri | Stres ve yaşanan olaylar, yaşam olaylarının zorlayıcı etkisi, bunların sayısına, şiddetine, bireyin bunlarla baş edebilme ve bunları denetleme gücüne bağlıdır. Bu nedenle yaşam olaylarının yarattığı zorlanmanın şiddeti ve süresini saptamak çok zordur. Bu zorluğa karşın, aynı kültür ve toplum yapısında yaşayan insanlarda yaşam olaylarının zorlayıcı etkisini ölçen ölçekler geliştirilmiştir.

Stres testi: Zorlamanın ölçülmesi,

Bu ölçeklerde yaşam olaylarının zorlayıcı etkisi en az, hafif, orta,
ağır, aşırı, felaket derecesinde sıralanmıştır. Evde, iş yerinde, günlük
yaşamdaki küçük çatışmalar en az derecede zorlayıcı olarak kabul
edilmiştir.

Bastırılmış duyguların patlaması ve stres!

Bu ölçeklere göre, evde, iş yerinde tartışma, iş saatlerinin değiş-
mesi hafif derecede; gebelik, yakın bir arkadaşın ölümü, yeni bir işe
başlama orta derecede; ağır ekonomik kayıp, bireyin kendisinin ya-
da yakınlarının hastalanması ağır derecede; boşanma, yakın bir ak-
rabanın ölmesi aşırı derecede; esir kampı, yangın, zelzele de felaket
derecesinde zorlayıcı yaşam olaylarıdır.

Şuan ve geçmiş,

Kimi insan günlük yaşamında zorlanma yaratan yaşam olayları-
nın içinde bulunur. Kimi insan için zorlanma yaratan yaşam olayları
geçmiştedir, hatırlandıkça zorlar. Kimi insan için yaşam olayları ge-
lecekte yer alır, tasarlandıkça zorlar. Örneğin, bugün işe başlayan in-
san günlük, geçen yıl arkadaşını kaybeden insan geçmişteki, emek-
liliği tasarlayan insan gelecekteki yaşam olaylarının etkisi altında zor-
lanırlar.

Durumluk kaygı endişe stres!

Stres ölçmek için yöntemler,

Holmes ve Rahe yaşam olaylarının zorlanma yaratan etkisini öl-
çebilmek için Yaşam Değişiklikleri Birimi (Life Change Unit- LCU) de-
receli ölçeğini hazırlamışlar, bu ölçeği hazırlarken üç temel öğeyi göz
önüne almışlardır.

– Olayın insanın günlük yaşamında yarattığı değişiklikler.
– Son iki yıl içinde olayın ne zaman ortaya çıktığı, Olayın belirli
bir sürede sonlanması. Olayın iki yıl içinde birkaç kez yinelenmesi.
– Günlük yaşamda değişiklik yapan olayın etkisi ve buna karşı in-
sanın sağladığı uyum.

Yaşamda meydana gelen her değişiklik çeşitli şiddetlerde stres yaratır. Yaşam Değişiklikleri stres testi için birimi derece ölçeğinde, insanın günlük yaşamında değişiklik yaratan ve tüm insanlar için ortak olduğu kabul
edilen 43 yaşam olayı seçilmiştir.

Yaşamın değişmesi,

Son iki yıl içinde olayın ortaya çıktığı zaman “0-6, 7-12, 13-18, 19-24
ay önce” olmak üzere dört zaman birimine ayrılmıştır.

-Olayların etkisi ve buna karşı sağlanan uyum 1-100 puan ara-
sında değerlendirilmiştir. Olayların karşısında genellikle bütün insan-
lar için ortak olabilen ortalama etki puanları verilir.

– Olayın ruhsal yaşantıdaki etkisini ya da olaya uyum sağlamak
için harcanan çaba, başka bir deyişle olayın zorlayıcı etkisini 1-100
arasındaki sayılardan biriyle değerlendirilir.

Sres testi!
Sres testi!

– Olayların ruhsal yaşantıda önemli bir uyum çabası gerektirmiş-
se 100, hiç çaba gerektirmemişse 1 puan verilir.

YAŞAM DEĞİŞİKLİKLERİ BİRİMİ,

1. Eşlerden birinin ölümü.
2. Boşanma.
3. Eşlerin ayrı yaşaması.
4. Hapiste yatma.
5. Yakın bir aile bireyinin ölümü.
6. Kişisel zarar görme ya da hastalık.
7. Evlilik.
8. İşten atılma yada işten ayrılması…
9. Evlilikte barışma.
10. Emekliye ayrılma.
11. Aile bireylerinden birinin sağlığında değişme.
12. Gebelik…
13. Cinsel güçlükler.
14. Aileye yeni birinin katılması.
15. İş yerine uyum sağlama.
16. Mali durumda değişiklik..
17. Yakın bir arkadaşın ölümü.
18. Farklı bir göreve atanmak.
19. Eşle olan tartışma sayısında değişiklik.
20. Büyük borca girmek.
21. Borçlanmayla ya da ipotekle karşı karşıya kalmak…

Durumluk kaygı endişe stres!

Korona virüsü,

22.1, Korona virüsü gibi kitlesel global virüs salgını tehditleri!

22. İş yerindeki sorumlulukta değişiklik.
23. Çocuklardan birinin evden ayrılması.
24. Eşin ailesiyle sorunlar…
25. Olağanüstü kişisel başarı.
26. Eşin işe başlaması
27. Okula başlamak ya da bitirmek…
28. Yaşam koşullarında değişiklik.
29. Kişisel alışkanlıkların değiştirilmesi.
30. Amirlerle sorun-çatışma.
31. Çalışma saatlerinde ya da koşullarında değişiklik,
32. Konut değişikliği.
33. Okul değişikliği.
34. Dinlenme alışkanlıklarında (boş zamanların değerlendirilmesi,
eğlence vb.) değişiklik.
35. Dinsel etkinliklerde değişiklik.
36. Sosyal etkinliklerde değişiklik…
37. Çok büyük olmayan ipotek ya da borç.
38. Uyku alışkanlıklarında değişiklik.
39. Ailenin bir araya gelme sayısında değişiklik.
40. Yemek yeme alışkanlıklarında değişiklik.
41. Tatile çıkma.
42. Yılbaşı, bayram.
43. Küçük yasa dışı işler yapma.

Stres ve yaşananalar!Bastırılmış duyguların patlaması!

 

Stres ve zorlanma testi ve hesaplama,

Ölçekte işaretlediğiniz puanları yeniden gözden geçirin.
Yaşam değişikliği birimi dereceli ölçeğindeki bütün puanları top-
layın.

Toplam puanı ay olarak birim zamana bölün,
Örneğin, toplam puan 3000, birim zaman da 30’sa, sonuç 300 pu-
andır.

Bastırılan duygular ve stres!

0-149: Yaşam olayları zorlanma yaratmamıştır.
150-199: Düşük derecede zorlanma
200-299: Orta derecede zorlanma
300’den yukarı: Çok önemli zorlanma altındasınız.

Stres testi, değişim, yaşam, duygular, ilişkiler, gençlik ve korku filmleri | Stres zorlama uyum değişim ve evrim, canlıların içinde yasadıkları ortama uyum sağlamaları, yüzyıllar boyu tartışılan değişme (mutasyon) ve evrim kuramlarının ortaya atılmasına neden olmuştur.

STRES NEDİR?

Bu kuramlara göre, canlıların yaşamlarını sürdürmeleri içinde bulundukları doğal ve toplum
sal ortama bağlıdır. Ortam değiştikçe bu değişimlere uyum sağlayan canlı yaşamını sürdürecek, uyum sağlayamayan yok olup gidecektir.

Ortama uymak,

Sözgelişi, kar ve soğuk bölgelerde yaşayan kahverengi, siyah ve
beyaz tavşanlardan sadece beyaz renkliler çevreye uyum sağladık-
larından, bunlar düşmanlarından gelen tehlikelere karsı kendilerini
koruyabilecekler ve yaşamlarını sürdürebilecekerdir.

Böylece bu bölgelerde yasayan beyaz tavşanların türlerini sürdürmelerine karşılık,
kahverengi ye siyah tavşanların sayısı giderek azalacak ve sonunda
bölgede bu tavşanlar tükenecektir.

Değişim ve evrim,

Afrikada yaşayan insanların çoğunda alyuvarlar hilal ya da orak
biçimindedir. Bu tür hücreler daha az oksijen taşıdığından kansızlığa
yol acar ama sıtmaya karşı büyük direnç sağlar.

Böylece Afrika’da yaşayan insanlar hem sıtmaya karşı direnç kazanarak, hem de daha
az kanla yaşayarak, içinde bulundukları ortama daha kolay uyum sağ-
lamış olurlar.

Degişme ve evrim kuramlarının canlıların aynı kökten geldiği,
degişme ve evrime uyum sağlayamayan türlerin ayıklandığına iliş-
in göroşleriyle tartışmak konumuzun dışında kalmaktadır.

Stres zorlama uyum değişim ve evrim,

Ancak bu kuramlardan yola çıkarak, uzay cağı insanının içinde ya-
şayacağı ortama uyum sağlayabilmesi için gereken bedensel değiş-
meyi ve evrimi bugünden tahmin eden bilim adamları olduğunu ha
hatırlatmak istiyorum.

Bu bilim adamları insanın uzayda ya da başka
gezegenlerde yaşaması ve yerleşmesi üzerinde dururken, oralarda-
ki doğal ortama uyum sağlaması için bedeninde önemli değişmeler
olacağını vurguluyorlar.

Uzayda insan evrimi,

Uzayda ve başka gezegenlerde yercekimi olmadığından, orada
yaşayacak insanların ayağa, bacağa hatta iskelete ihtiyaç duymayacaklarını işaret eden bilim adamları, buna karşılık büyük bir beyine, gözlere, kulaklara, ellere, kollara gereksinim olacağına dikkat çekiyorlar. Uzay ve gezegenlerde yaşayacak insanın oraya en kolay uyum sağlayacak insanın ahtapota benzeyeceğini ileri sürüyorlar.

Değişim ve evrim kuramlarının türlerinin aslı ve doğal ayıklamaya ilişkin yönleri tartışma konusu olsa bile, doğal ve toplumsal ortamın ve bu ortam içinde yaşayan canlıların her an değiştiğini yadsımak olanaksızdır.

Günümüzde kullanılan yöntemlerin başında, dehşet ve korku film
leri izleyen deneklerin gözlenmesi ve incelenmesi yer alır. Peki bu korku filmleri adrenalin stres ve kaygı düzeyi testi için doğru mu? Bu
durum yapay olduğundan, denekler kaygı ve korku veren durumlar
yaşayacaklarını bildiklerinden, ölçüm gerçekçi olamaz.

Stres ve biz!

Bu sakıncayı ortadan kaldırmak için, paraşûtle atlayan, sınav kapısında bekleyen insanlar denek olarak alınmıştır.

Sapık korku filmleri toplumu mahvetti,

 

Böylece insanın içinde bulunduğu durumda ve ortamda ortaya çıkan durumluk doğal kaygı düzeyi ölçülmeye çalışılmıştır. Ne var ki, bu tür ölçümlerl ya-
pabilmek için kullanılan dereceli olçeklerin, poligraftarın, laboratu-
var araç ve gereçlerinin söz konusu durumlarda uygulanması zor ol-
duğundan, bu yöntemler de istenileni vermemiştir.

STRES NEDİR ve SEBEPLERİ?

Korku filmleri adrenalin ve stres kaygı düzeyi,

Denektere amfetamin, isoprenalin, LSD, sodium laktat, yohimbin
gibi maddeler verilerek de bu ölçümler denenmiştir. Ancak bu tür
maddelerle yapılan ölçümler gerçekçi değildir. Deneğin algıladığı duy-
gulanım durumunun kaygı olup olmadığı bile tartışılabilir. Üstelik bu
tür maddelerin deney amacıyla insanlara uygulanması tıp ahlakına
uymaz.

Çalışma stresi!

Maddeli ve maddesiz, doğal ve yapay koşullar içinde yapılan tüm
kaygı ve kaygı düzeyi araştırmalarında, bu durumun yarattığı duyum-
samanın öznel olarak ölçülmesi amacıyla dereceli ölçekler kullanılmak-
tadır.

İnsanları uyuşturmak,

Kaygı durumunda ortaya çıkan bedelsel değişmeleri saptamak için;
kan basıncını, kalp vurumunu, solunum sayısını, deri direncini, pupilia
değişmelerini, bazal metabolizmayı, ter miktarını ve beyin elektriği-
ni, aynı anda eş zamanlı olarak yazan poligraftardan yararlanılır.

Stresin anlamı nedir?

Kaygı durumunda kanda ve idrarda bulunan maddelerin niceliğin-
de ve niteliğindeki değişmelerle, bu duruma bağlı yeni maddelerin
oluşup oluşmadığı da, çeşitli biyokimyasal yöntemlerle belirlenmek-
tedir.

Korkunun ölçülmesi,

Bu tür yöntemlerle yapılan araştırmalar, kaygı duyan insanlarda
sempatik sinir sistemi geriliminin arttığını, kandaki adrenalin, norad-
renalin düzeyinin yükseldiğini, bu maddelere ilişkin parçalanma ürün-
lerinin idrarda bollaştığını göstermiştir.

Durumluk kaygı düzeyinin de-
gişmesiyle söz konusu değişiklikler arasında doğru orantılı bir bağ-
lantı bulunmuştur, Bugün kaygının organizmaya sempatik sinir sis-
temi ve adrenalinle yansıdığı kabul edilmektedir.

Stres nedenleri!

Durumluk ve sürekli kaygı ölçümü,

Durumluk ve sürekli kaygının sözcüklerle anlatımını ve bu anlatı-
ma dayanarak kaygı düzeyini ölçmek için bulunan dereceli ölçekle-
rin en önemlisi ve günümüzde de kullanılanı, spielberger ve arkadaş-
larının geliştirdikleri ölçektir.

Toplumsal koşulların ve olayların insan organizması üzerindeki
etkisi eskiden beri araştırma konusu olmuştur. Stres zorlanma ve toplum araştırmaları alanında ya-
pılan çalışmalarında tutulan yol, uygulanan yöntem daima tartışma
konusu olmuş, araştırma sonuçları şüpheyle karşılanmıştır.

STRES NEDİR ve SEBEPLERİ?

Şüpheli araştırmalar,

Bu neden-
le 1960’lı yıllardan önce bu alanda pek fazla araştırma ve çalışma ya-
pılmamıştır. 1960’lı yılların başında strese yaklaşım biçiminin değiş-
mesi, organizmanın biyolojik ve biyokimyasal işlevlerinin izlenme-
sini sağlayan laboratuvar yöntemlerinin gelişmesi bu alandaki araş-
tırmaları hızlandırmıştır.

Öte yandan, stresle ilgili olduğu kabul edi-
ten kan basıncı yüksekliği, kalp, damar hastalıkları gibi organik, ruh-
sal çöküntü gibl ruhsal hastalıkların nedenleri araştırılırken, toplumsal
koşullar ve olaylar üzerinde durularak, değerli veriler toplanmıştır.

Çalışma stresi!

Toplumsal olaylar,

Günümüzde toplumsal ortamla yüklenme, zorlanma arasındaki ilişki hayvanlar ve insanlar üzerinde yapılan araştırmalarla incelen-
mektedir.

Bu araştırmalarda doğal olarak yüklenme, zorlanmaya ne-
den olan toplumsal koşullar ve olaylar yanında, laboratuvarlarda ya-
ratılan deneysel koşullardan ve olaylardan da yararlanılmaktadır. Bü-
tün araştırmalarda yüklenme, zorlanmanın ölçütü olarak ya organiz-
madaki bedensel, ruhsal belirtiler ya da yüklenme zorlanmayla ilgili
bedensel, ruhsal hastalıklar alınmıştır.

Bugün bu alanda yapılan araştırmaların başlıca üç konu üzerin-
de odaklaştığı söylenebilir.

– Zararlı, zorlayıcı toplumsal etmenlerin niceliğini, niteliğini
saptamak.

Bu etmenlerin organizmadaki etkisini izlemek. Bu etmenlerle ilişkili hastalıkları ortaya çıkarmak
bu araştırmaların çoğunluğunu laboratuvar koşulları içinde ger-
çekleşen hayvan deneyleri oluşturmaktadır.

 

Zarar veren toplumsal
etmenler karşısında organizmanın biyolojik ve biyokimyasal işlevle-
inceleyen bu tür araştırmalarda denetim ve izleme kolay olmak-
ta,ancak elde edilen sonuçların insan için geçerliliği şüpheli kalmak-
tadır.

Stres nedenleri!

Stres zorlanma ve toplum araştırmaları,

İnsanlar üzerinde yapılan deneysel araştırmalarda da stres zorlanma ve toplum, zararlı
toplumsal etmenlerden oluşan yapay ortamda alınan sonuçların do-
ğal ortamlarda geçerli olup olmadığı tartışılmaktadır. Zararlı toplum
sal etmenlerin doğal olarak bulunduğu ortamlarda yapılan araştır-
malarda da denek grubunun seçilmesi, izlenmesi, yöntem acısından büyük sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bugün bu alandaki bilgilerimiz yapılan araştırmalardan elde edi-
len sonuçların karşılaştırılması ve yorumuna dayanmaktadır. Devam edecek…

Bugün elimizde olan veriler stres ve toplumsal olaylar araştırmaları sonucu elde edi-
len dataların karşılaştırılması ve yorumuna dayanmaktadır.

Çalışma stresi!

Hayvan deneyleri,

-Hayvan deneyleri: Bu tip araştırmalarda koşullanmış ve koşul-
lanmamış hayvanlar üzerinde çevreden gelen uyaranların hayvan
davranışı, biyolojik, biyokimyasal işlevleri üzerindeki etkisi incelenir.

-Laboratuvar koşulları içinde insanlar üzerinde yapilan araştır-
malar,

-Laboratuvar koşulları içinde insanlar üzerinde yapilan araştır-
malar: Bu tip araştırmalarda zararlı zorlayıcı niteliği saptanmış deği-
şik fizyolojik ve toplumsal etmenlerin denek grubunda yaptığı dav-
ranış değişikliği, biyolojik biyokimyasal işlevler üzerindeki etkisi kont-
rol grubuyla karşılaştırılıp, incelenir.

ikizler üzerinde yapılan araştırmalar,

ikizler üzerinde yapılan araştırmalar: Değişik toplumsal ortam-
larda yetişen tek ve çift yumurta ikizlerinin zararlı zorlayıcı ortam-
lardaki tepkisi incelenip, karşılaştırılır.

Stres ve biz!

Çeşitli araştırmalar,

Çığ altında kalma, sel, toprak kayması, zelzele gibi doğal afetleri;
kaza, yangın gibi felaketleri; cezaevi, esir kampı, sürgün gibi sıkıntılı
durumları yaşayan insanlarda yüklenme, zorlanma belirtileri ve bun-
larla ilişkili hastalıklar araştırılır.

– Bu alanda göç, yer değiştirme, işsizlik, parasızlık gibi birdenbi-
re ortaya çıkan olumsuz durumlarla stres ve stresle ilişkili hastalık-
lar da incelenir.

Zorlanmayla ilişkili hastalıkların toplumda görünme (inciden-
ce) ve ortaya çıkış (prevalence) sıklığı araştırılır.

– zorlanmayla illşkili hastalıkların toplumda görünme (inciden-
ce) ve ortaya çıkış (prevalence) sıklığı araştırılır. Bu tür hastalıklara
ilişkin yaygınlık (epidemiyolojik) taramalar yapılır. Değişik toplum ke-
simlerinden elde edilen sonuçlar karşılaştırılarak, bedensel ve ruh-
sal hastalığa neden olan toplumsal ortama ilişkin veriler toplanır.

Durumluk kaygı endişe stres!

Özetlemeye çalıştığımız araştırma gruplarından elde edilen sonuç-
lara, verilere dayanarak toplumsal iletilerin nicelik ve niteliğine iliş-
kin bilgiler toplanır. Bunların insan üzerindeki kısa ve uzun süreli et-
kileri incelenir.

Stres ve toplumsal olaylar araştırmaları,

Bugüne dek toplanan bilgilerin, sonuçların, verilerin ışığı altın-
da zarar veren, zorlayıcı olan toplumsal iletilerin niceliği ve niteliği-
ne ilişkin görüşler belirmiştir:

 

Toplumsal iletilerin baskın, belirli, etkin olmasının; uzun sürme-
sinin; tekrar etmesinin, zararlı, zorlayıcı toplumsal etmen olabilece-
ģi kabul edilmiştir.

Stres nedenleri!

Stres ve toplumsal olaylar araştırmaları , toplumsal iletilerin zararlı, zorlayıcı toplumsal et-
mene dönüşmesinde iki temel nedenin rol oynadığını ortaya koy-
muştur.

Bunlardan biri de toplumsal ortamın tehdit edici, tehlikeli nitelik kazanması, toplumsal ortam ile bireyin ruhsal yaşantısı arasındaki çatışmadan dolayıdır.

Doğal ve toplumsal ortamda zarar veren, zorlayıcı etmenlerle ki-
şisel alan, stres zorlama ve mahalle baskısı  arasında sıkı bağlantı vardır. Bilindiği gibi, kişisel alan (personal territory “Benlik”le bütünleşen, “Ben”le başkalarını ayıran me-
safedir.

Ben alanı,

İnsanlar bu alanın korunması ve savunması için durmadan
çaba harcarlar. İnsan bulunduğu yerde, evde, işte, gezmede, eğlen-
cede, konserde, maçta, taşıma araçlarında kişisel alan elde etmeye
çalışır.

Çalışma stresi!

Elde ettiği alanı korumak, kollamak, savunmak için çaba gös-
terir. Genel olarak bu alanda bir iki metre mesafede bulunan insan-
lar arasında sözlü ve sözsüz iletişim olabildiği için, toplumsal iletile-
rin zararlı zorlayıcı etmen niteliğini kazanması da bu mesafede söz
konusudur.

Evde, iş yerinde, sokakta, taşıtta kişisel alana istenmeyen
insanların girmesi, giren insanlarla anlaşamama ya da hiç kimsenin
girmemesi yüklenme ve zorlanma yaratabilir.

Kişisel alan,

Kişisel alanda ya da bu alanın yakınlarında sürekli olarak başkala-
rının ya da yabancıların bulunması ya da hiç kimsenin bulunmaması
zorlanma yaratabilir. Bu tür zorlanmaya şu durumlarda sıklıkla
rastlanır:

STRES NEDİR ve SEBEPLERİ?

Zorlama durumları,

– Küçük konutlarda yaşayan kalabalık ailelerde
– Büyük kentlerde cadde ve sokaklardaki kalabalık ve keşmekeş
– Taşıtlardaki insanların üst üste gidip gelmeleri
– Kolay ve rahat hareket edebilecek, koşup, yürüyecek alanla-
rın olmaması
– Çarşıda pazarda alıcıyla satıcının iç içe olması
– Teknolojik gelişme ve sanayileşme sonucu insanların başkala-
rıyla gerçek iletişim kuramaması, yalnızlığı.

Stresin anlamı nedir?

İnsanın grup içinde bulunması, toplumsal varlık olmasının kaçı-
nılmaz sonucudur. Grubun ortak amaçları, beklentileri, duyguları, dü-
şünceleri, istekleri, inançları ve kuralları vardır. Aile, arkadaş, ev ve
iş ilişkilerinde grup dinamiği söz konusudur. Bireyle içinde bulundu-
ğu gruplar arasında aşağıda sayılan olasılıklar zorlanmaya yol açabilir:

Gurup zorlamaları,

– Bireyin içinde yaşadığı grup tarafından desteklenmemesi. Gen-
cin anne ve babasının desteğinden, memurun iş arkadaşlarının yar-
dımından yoksun oluşu gibi.

Stres nedenleri!

– Bireyin grup üyeleri tarafından sürekli engellenmesi, stres zorlama ve mahalle baskısı. Geleneksel eğitim biçimini benimsemiş bir ailenin gencin tüm davranışları-
na karşı çıkışı.

– Bireyle grubun öteki üyeleri arasında sürekli bir yarışmanın ol-
ması. İşyerinde başarılı olmak ve yükselmek için sürekli çalışma.

– Bireyle grup üyeleri arasında amaç, beklenti, duygu, düşünce
çatışması olması.

– Bireyin grubun dışında kalması.

Çocuk ve gençlerde stres, çocuk ve genç toplumsallaşma sürecinde içinde yaşadığı kültü-
rün, gelenek, görenek, din, eğitim, hukuk düzeni gibi temel toplum-
sal kurumlarından gelen kimi davranış kalıbını benimser. Bu kalıplar
insanın yaşamında bireysel ilkeleri, kuralları, idealleri, inançları
oluşturur.

Çalışma stresi!

Kuşak çatışması,

Özellikle gençler benimsedikleri ilke ve ideallerine sıkı sıkıya bağ-
lıdırlar. Bunlardan ödün vermek istemezler. Esneklik göstermez,
uyum sağlamak için çaba harcamazlar. Ancak ideallerle içinde yaşa-
nılan toplumun gerçeği arasında uyumsuzluk oldukça çatışma orta-
ya çıkar. Bu da çocuk ve gençlerde stres yaratır.

Öte yandan, insan benimsediği kimi ilke ve kuralın geçer-
sizliğini, peşinden koştuğu idealin değersizliğini gördükçe çatışma-
ya düşer.

Durumluk kaygı endişe stres!

Dürüst olmayı, yalan söylememeyi ilke olarak kabul eden birinin
çalıma ve iş yaşamında başarılı görünmek için zaman zaman yalana
başvurması çatışma yaratır. Yalan söylemese, kendisini yöneticilere,
alıcılara karşı başarılı gösteremeyecek, yalan söylese benimsediği il-
kelerden birine ters davranmış olacaktır.

İlkelerin bedeli,

İnsanın benimsediği ilkelerin, kuralların, inançların, ideaLlerin he-
men hemen tümüyle toplumda geçerli olanlar arasında tutarsızlık var-
sa insan kullanageldiği davranış kalıplarını terk eder. Tüm değerle-
rini yitirir. Bunların yerine yenilerini koyamazsa, bu duruma değer-
sizlik, normsuzuk (anomie) denir. Bu da önemli bir çatışma etkenidir.

Stres nedenleri!

Araştırmalar, insanların yavaş olan kültürel ve toplumsal değiş-
melere uyum sağladığını, ancak hızlı gelişme ve değişmelerde çatış-
ma olduğunu göstermiştir. Hızlı değişmede insan içinde bulundu-
ğu toplum kesiminde, ekonomik ve toplumsal durumunu, rolünü,
yerini, ilkelerini, inançlarını, ideallerini, amaç ve beklentilerini yitirir.

 

Topluma uymak,

Başka bir deyişle; benimsediği, kazandığı, öğrendiği, yapageldi-
ği davranış kalıplarıyla içinde yaşadığı toplumun gereksinimlerine
cevap veremez. Topluma uyum sağlayamaz. Her davranışı yeni bir
çatışmaya yol açar. Çoğunlukla devrimler, reformlar sonucu yeniden
kurulan toplumsal düzende birçok insan için böyle bir durum söz
konusudur.

Stres ve biz!

Devrim ve reformlar,

Devrim ve reform gibi büyük, derin ve geniş boyutlu kül
türel ve toplumsal değişmede bunlara ek olarak kültüre yabancılaş-
manın neden olduğu çatışmalar ortaya çıkar. insan kendini köklerin-
den ayrılmış, toplumsal bağlantılarından kopmuş, deneyimleri za-
yıflamış, değerlerini yitirmiş olarak görür.

Bu konuyu yani çocukluktan gelen bastırılmış duygular konusunu biraz daha açabilmek için sevgili babamın vefat ettiği doneme geri dönmeliyiz.

Babam vefat ettiğinde ben duygularımı nasıl yöne-
teceğimi bilmiyordum…

STRES NEDİR ve SEBEPLERİ?

Duyguları yönetmek,

Kalbimde nefes almamı zorlaştıran bir “daralma”
hissediyordum, ancak etrafımdaki kimse yaşadığım
bu daralmayı nasıl yöneteceğim konusunda bana
yardımcı olmuyordu.. Hangi duyguyu yaşayacağı
mi şaşırmış halde ortada dolaşıyordum, biri çıkıp da
bana “Ağlamak istiyorsan ağla, bastırma kendini” de-
miyordu.

Geri dönüp baktığımda o dönemde zaten çevrem-
deki insanların pedagojik farkındalığının da pek
yüksek olduğunu göremiyorum.

Stres ve biz!

Çocuklarda duygu yönetimi,

Halbuki çocuk eğitiminin en önemli iki konusun-
dan biri, çocuğa, “zorda kaldığı sırada duygularını
yönetmeyi” öğretmek… Bir diğeri de sosyal yaşama
ait “davranış eğitimi” vermekti.

Babamın vefat ettiği günün akşamında, kalbimde
yaşadığım sızının adı neydi bilmiyordum… O sızıyı
hissederken ağlamalı mıydım, derin nefes mi alma-
lıydım, oyalanmalı mıydım, uyumalı mıydım bilmi-
yordum ki…

Çalışma stresi!

Henüz 14 yaşında bir çocuktum.

Duyguların acı verici eylemleri karşısında ne yap-
mam gerektiğine dair hiçbir tecrübem yoktu..

Organizmam (bilinçaltım) kendi çözümünü ken-
di üretmişti.. Yoldan geçen beyaz arabaları sayarak
acılarımı bastırmaya yönlendiriyordu beni., Kal-
bimdeki sızıyı bastırmak için oyalanmayı ögreni-
yordum…

Stresin anlamı nedir?

 

Hangi çocuk olursa olsun baş edemeyeceği bir duy-
guyla karşılaştığında, bilinçaltı, acıların daha derine
inmesine engel olmak için o çocuğu oyalanma dav-
ranışına yönlendirir…

Durumluk kaygı endişe stres!

Acıyı bastırmak,

Böylece acı bastırılmış olur..
Anne babası kavga eden bir çocuğun kenarda bir
yerde bebeği ile oynayıp şarkı söylemesi çocuğun
çok mutlu olmasından değil, duygularını bastırmaya
çalışmasından dolayıdır.

Oyalanma davranışı,

Zavallı ben de öyle yapmışım.
Oyalanma davranışı sadece çocuklarda görülmez.
Duygusal problemleri olan yetişkinler de acılarını
sürekli bastırmak için oyalanma araçlarına tutu-
nurlar.

Bastırılmış duyguların patlaması!

Oyalanma davranışı, duygu dünyasında acı duyan kişinin, bu acıları his-
setmemek üzere yöneldiği davranışlardır. Kişi, çocukluk döneminde içinde
hissettiği sıkıntıları nasıl yöneteceğini öğrenmemiş ise karşılaştığı acıları
duymamak için oyalanma davranışına yönelir.

Çocukluk yıllarından itibaren
yaşanılan her his, duygu
đünyasında bir birikinti
halinde toplanır, bastırılan duygular ise öbek öbek bedene yerleşir.

Bu bazen telefon, bazen televizyon, bazen inter-
net, bazen alış veriş, bazen gezmek, bazen sürekli ko-
nuşmak şeklinde görülür.

Baskılanan duygular ve çalışma stresi!

Birey sürekli kendisini meşgul ederek içsel hu-
zursuzluklarını baskı altında tutar.
Kendini oyaladığı araçlar elinden alınacak olsa da-
ralır, bunalır, çatacak yer arar.

Duyarsızlaşma aracı,

Oyalanarak duyguları bastırmak çocukluk yılla-
rında öğrenilen, yetişkinlikte devam eden bir duyar-
sızlaşma aracıdır.

Anne babasının kavgasına şahit olan bir çocuğun
bir köşeye çekilip oyuncakları ile oynaması, mutlu
olduğundan değil, kalbinde hissettiği acıyı bastırmak
için oyunu bir oyalanma davranışına dönüştürme-
sindendir.

Durumluk kaygı endişe stres!

Veya yaşadığı bir tacizin aşağılanmasını unut-
mak için çocuğun kendini okula, derse, eğitime ver
mesi, aşağılanmışlığı hissetmemek için oluşturdu-
ğu bir oyalanma davranışıdır.

Oyalanma davranışları,

Ya da, gece altını ıslattığını fark eden bir çocuğun,
annesinin bağırmasının şiddetini hissetmemek için
vurdumduymazca hareket etmesi. Gün içinde, aklı-
na, kendisinin alt ıslatan bir çocuk olduğu düşünce-
si geldikçe kardeşine çatması, onun canını yakması,
akşam saati yaklaştıkça şımarıkça davranışlar ser-
gilemesi, yaramaz bir çocuk olduğundan değil, için-
deki huzursuzluğu bastırmak içindir.

Oyalanma davranışları, bir bilinçaltı savunma
aracıdır.
Bu sayede birey zorluk çektiği duyguların içselleş-
mesini önler, acının bedene yayılmasını durdurur…4

Stres ve biz!

Oyalanma davranışları ‘anlık’ olarak işe yarasa da,
organizma bu sayede ‘duyguları yöneterek güçlen-
mek’ yerine ‘acıdan kaçmayı’ öğrenir.

Acıyla yüzleşme,

Çocukluk çağında acıları bastırmak için öğrenilen
bu davranış, yetişkinlik yıllarında da devam eder..
Böylesi bireyler problemle yüzleşmek yerine yok-
muş gibi davranarak kaçmayı.. sorumluluk alarak
problemi çözmek yerine, ötelemeyi, geciktirerek yok
saymayı … duygularını özgürce yaşamak yerine, yü-
zeysel temaslarla geçiştirmeyi kişiliğinin bir parçası
haline getirmek zorunda kalırlar…

Stres ve kaygı…

Uçak fobisi,

Uçak fobisinden kurtulmak için yardım isteyen
bir beyefendi vardı, aslında o da yıllarca
bastırdığı duygularını, bir uçak yolculuğunda yaşadığı korkudan sonra bastıramaz hale gelmiş, kaygı o an bütün bedenine yayılarak fobiye dönüşmüştü.”

Kendisine uçuş anında bu yoğun kaygıdan kurtul-
mak için ne yaptığını sorduğumda, “O an zaten bir
şey yapamıyorum… ne duygularımı ne de bedenimi
yönetebiliyorum. kilitlenip kalıyorum.. sanki kal-
bim bütün bedenimi ele geçiriyor, çaresizce kasılma-
lar yaşıyorum.” dedi.

Kaygı ve beden,

Gözlem doğruydu..
Beyefendi, yönetmekte zorluk çektiği bir duygu ya-
şadığında kasılıyor, kendini sıkıyor, duygularını be-
denini kullanarak bastırmaya yöneliyordu.

Halbuki bu durumdan kurtulması için yapması ge-
reken şey ‘kendini bırakmak’tı.
‘Bastırarak güçlendirdiği’ duygularını ‘normal-
leştirebilmesi’ ve ‘ruhsal özgürlüğünü yeniden
elde edebilmesi’ için bu beyefendi;

Stres ve kaygı nedenleri!

Bırakmayı öğrenmek,

1- Kaslarını bırakmayı…
2- Duygularını bırakmayı öğrenmeliydi.

Nasıl ki, ‘bastırmak’ duyguların güçlenmesine ne-
den oluyorsa, ‘bırakmak’ da bastırılarak güçlenmiş
duyguların normalleşmesini sağlar.

Bastırılan duygular ve stres!

Bastırılan duygular,

Bastırılan duygular bir öbek gibi organizmada topluca durur. Bastınldığı
surece rahatsızlık vermez. Ancak bir korku, panik veya yüksek kaygı anında
bu öbek hisler kontrolsüzce bütün bedene yayılır. Organizma artık bu hisleri
öbek halinde bastıramadığı için bütün bedeni kontrol altına almaya çalışır.
Fobi sırasında bireyin bedenini kontrol edememesinin sebebi, yıllarca bas-
tırdığı hislerin bütün bedene yayılmış olmasıdır.

Boşanma nedenlerinin başında geçimsizlik yer almaktadır.Gerçi
yasa uygulayıcıları, geçimsizlikten türlü nedenlere bağlı boşanma da-
vaları açabilmek için geniş kapsamlı kullanılan yasal bir deyim oldu-
ğunu ileri sürmektedirler. Evlilikte stres konusu da, geçimsizliğin temellerindendir.

Böyle olduğunu kabul etsek bile, uzun sü-
ren ruh hastalığı dışında kalan yasal boşanma nedenlerinin de ge-
çimsizlikten kaynaklandığını söyleyebiliriz. Kaldı ki, uzun süren ruh
hastalıklarının bir bölümü için de geçimsizliğin önemli bir etken ol-
duğu görüşü savunulabilir.

Bastırılan duygular ve stres!

Klasik boşanma nedeni geçimsizlik,

Geçimsizlik nedeniyle boşanan ya da boşanmaya karar veren eş-
lerin çoğunluğu geçimsizliği tanımlayamadıkları gibi, doğru dürüst,
somut bir geçimsizlik örneği de gösterememektedirler. Bir yıldan
otuz yıla kadar süren evlilikleri yıkan geçimsizlik ortak bir sözcükle
anlatılır: “Anlaşamıyoruz”. Anlaşma bir iletişim sorunudur.

Evlilik, kaynakla alıcının sürekli olarak yer değiştirdiği bir iletişim grubudur. Sağ-
lıklı iletişim için gerekli olan bütün temel ilkeler, kurallar, öneriler
evilik için gereklidir. insanların mutluluğu, çocukların, gençlerin sağ-
lıklı yetişmesi aile iletişiminin sağlıklı olmasına bağlıdır.

Stres ve biz!

Yapılan araştırmalar, çalışmalar ve gözlemlerimize göre karı-koca
arasındaki geçimsizlik nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:

• Çocukluk ve gençlik çağından kazanılan kişilik yapısından evlli-
ğe yansıyan olumsuz davranışlar,
• Ruhsal uyumsuzluk,
• Toplumsal uyumsuzluk,
• Rol ve yer karmaşası,
• Eşlerin birbirlerini tamamlamalarında ve bütünleşmelerinde
uyumsuzluk,
• Cinsel yaşantıda uyumsuzluk.
• Bu nedenleri geniş anlamda karı-koca arasında iletişim bozuk-
luğu başlığı altında toplayabiliriz. İletişim bozukluğu eşlerin birbir-
lerini anlamalarını, dinlemeleri, engellediği gibi, eşler arasında ge-
rekli olan eşduyumu, esnekliği, hoşgörüyü özveriyi de ortadan kal-
dırmakta, evliliğe uyumu sağlayan davranışların oluşmasını zorlaş-
tırmaktadır.

Evlilikte stres!

Biz ve bencillik,

Böylece “Biz” yaşantısı olması gereken evilik “Ben” ve
“Sen” yaşantısına dönüşmekte, “Ben” ve “Sen” çekişmesi başlamak-
ta, sonunda “Ben”le “Sen” birbirinden ayrılıp kopmaktadır.
Çocukluk ve gençlik çağında kazanılan kişilik yapısının özellikleri evlilik yaşantısı içinde değişmeden kalırsa “Biz” yaşantısının uyum
sağlayan davranış biçimleri oluşmaz.

Bu durumda evlilik ya eşlerden
birisinin özverisiyle kimi kez bir süre, kimi kez sonuna kadar sürdü-
rülür.

Durumluk kaygı endişe stres!

Kadınların çilesi,

Toplumumuzda bu özveriyi çoğunlukla kadın gösterir. Kırsal böl-
gelerde ve geleneksel aile yapısının sürdüğü yerlerde erkeğin bas-
kısı, kadının özverisini zorunlu duruma getirmiştir. Kadın aile için-
deki yeri nedeniyle kocası ne yaparsa yapsın ağzını açıp bir çift söz
söyleyemez.

Stresin anlamı nedir?

Ona karşı çıkmaz. Böylelikle evlilik yaşamı tek yönlü öz-
veriyle sonuna kadar yürür. Ancak bu durum kadın ve yetişkin ço-
cuklar için sorunlar yaratabilir. Ekonomik olarak güçsüz, mesleği, ge-
liri, baba evi olmayan ya da baba ve kardeş evine dönmek isteme-
yen kadın için boşanma kararı vermek çok güç olur.

Anlayış kimden?

Çalışma stresi!

Bu nedenle bo-
şanmayı düşünen birçok kadın bu adımı atamaz. Kocasının yaptıkla-
rını görmezliğe gelip evliliği sürdürmeye çabalar. Durum böyle ol-
mazsa, iki tarafın birbirini anlayıp dinlemeden sürekli olarak kötüle-
me ve saldırılara dayanan karşılıklı iletilerle aile yaşamlarını, kendi-
leri, çocukları hatta çevreleri için çekilmez, dayanılmaz duruma ge-
tirirler.

Günlük yaşamda karşılaşılan olayların bedensel ve ruhsal hastalı-
ğa neden olup olmadığını araştırmak için, bunların zorlayıcı nitelik-
lerine göre tanımlanması ve sınıflandırılması gereklidir. Zorlayıcı ni-
teliği birçok araştırmacı tarafından kabul edilmiş olaylara “yaşam
olayları” veya “stres ve yaşanan olaylar”adı verilmiştir.

Yaşananlar,

Yaşam olayları kişinin uyum sağladığı, denge ve düzen içinde bu-
lunduğu, süregelen yaşam düzeninde değişiklik anlamına gelen bir
ya da bir dizi olaydır. Boşanmak, evlenmek, iş bulmak, işsiz kalmak,
sevdiğini yitirmek, yakınıyla bozuşmak gibi.

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir