Sağlık

Şişmanlığın sebepleri, şeker hastalığı, psikoloji, yanlış bilinenler!

Şişmanlığın sebepleri, şeker hastalığı, psikoloji, yanlış bilinenler | Şişmanlık bir çok hastalığa yol açmaktadır. Peki, şişmanlığın sebepleri neler olabilir? Şişmanlığa sebep olan veya şişmanlığı kolaylaştıran faktörleri şu şekilde sıralayabiliriz:

Şişmanlığın sebepleri,

a) Irsiyet (kalıtım):

İrsiyet de şişmanlığın sebepleri ve kolaylaştırıcı faktörler arasındadır. Herhalde, aşağıda söz edeceğimiz diğer faktörler de irsiyetle ilgili olduğundan, şişmanlığın sık görüldüğü ailelerle şişmanlIıktan uzak aileler tarzında gözlemler yapılabilmektedir.

b) Psikolojik faktörler:

Hayatın ilk anlarından itibaren açlık bir doyumsuzluk ve bir sıkıntıdır. Midedeki açlık kramplarının sakinleştirici ilacı ise, bir şeyler yemektir. Çocuğun sütle beslenme günlerinden beri süregelen şartlanmalar, beslenmeyi bir tatmin şekli haline getirir. Sosyal çevreye uyumsuzluk, işinden hoşnut olmama, istenen gelir düzeyine erişememe gibi sebeplerle fazla yeme çıkmazına girilebilir. Bu konuyu beslenmenin psikolojik yönü olarak not edebiliriz.

Şişmanlığın sebepleri nelerdir?

C) Hormonal sebepler:

Şişmanlık sebeplerinden bazıları da hormonal etkenlerdir. Cinsiyet hormonlarının sentezinde gerilik, erkeklerde kadın tipinde bir yağ depolanmasına sebep olabilir. Hem kadında, hem erkekte tiroid hormonlarının yapılması az ise (hipotiroid) oksijen kullanılması ve alınan besinlerin yanması (oksitlenme) geri kalır.

Kan şekerini düşürerek iştahı açan insülinin de fazla salgılanması şişmanlık sebebi olabilir. Böbrek üstü bezinin aşırı çalışması hem tansiyon yüksekliği, hem de şişmanlığa yol açar. Fakat unutmamak gerekir ki, hormonal sebepli şişmanlıklar, bütün şişmanlık sebepleri arasında az bir yer tutar. Genellikle karşılaşılan şişmanlık olaylarının hormonal sebebi bulunamaz.

Şişmanlıkta beslenme düzeni ve yanlış bilinenler, şişmanlık (obezite çağımızın dertlerinden biridir. Hanımlarda estetik endişeler ağır basarken, erkeklerde sağlik endişesi ön plandadır denirse de erkeklerin de estetik endişelerinin olmadığı söylenemez.

Sözün doğrusu şişmanlık, erkek olsun kadın olsun kişinin kendisi için önce estetik sorunudur.

Şişmanlık ve güzellik,

Sişmanlık, enerji kaynağı alınmasının, enerji harcanmasından daha fazla olmasına bağlıdır. Enerji kaynağı alınması fazla beslenmek demektir. Şişmanlığın birçoğu bu gruptandır. Az bir kısımda da, fazla beslenme olmadığı halde alınan besinlerin enerjiye çevrilmesi yavaşlamıştır.

Tirold quddesi az çalışan hastalar, bu ikinci gruptandırlar. Şişmanlığın tıp bakımından da bir sorun olduğunu, yalnızca güzellik sorunu olmadığını söylemeye gerek yoktur, ideal vücut ağırlığının üzerine çıkıldıkça, şeker hastalığı, enfarktüs, hipertansiyon gibi tehlikeli olasılıklar da artar.

Şişmanlığın sebepleri; Şişmanlık ve diğer hastalıklar,

Şişmanlık beden faaliyetine de zorluklar, kısıtlamalar getirir. Şişmanlıkta vücut ağırlığını artıran, yağ dokusudur. Çocuklukta aşırı beslenenlerde yağ hücrelerinin sayısı daha fazladır. Bu şekil şişmanlığa “hiperplastik şişmanlık” denir.

Yağ hücresinin sayıca artmayıp, yağ depolarının artmasına ise, “hipertrofik Şişmanlık” adı verilir. Ergenlik yaşına girerken şişman olmayan, sonradan şişmanlayanların durumu, ikinci tipe uyar, Birinci tip şişmanlıkta zayıflamak daha güçtür.

Şişmanlıkta beslenme düzeni ve yanlış bilinenler;

Şişmanlık ve hareket,

Toplum taramaları, ideal vücut ağırlığının % 20’sini aşan erkeklerde, normal erkeklere göre dikkati çekecek kadar fazla ani ölüm oranı göstermiştir.

Yanlış bilinenler,

  • Eski tıp inançları halk arasında kökleşmiştir. Bu inançların bazları yanlıştır. Yanlış olanlardan biri de şekersiz kalmanın kansızlığa yol açacağıdır. Şeker yememek kansızlık yapmaz. Büyüme çağında olan çocuklar şekerin vereceği enerjiyi daha güvenli şekilde pirinçten, ekmekten alırlar. Buna karşılık büyüme çağındaki çocukların proteinsiz kalmamaları gerekir.

 

  • Bütün bu söylediklerimizden şekeri eroin veya esrar sandığımız sonucu çıkarılmasın. Şeker zehirli değildir, söylemek istediğimiz, az şeker ile damak terbiyesinin şart olduğudur. Bu eğitime başlarken “Şekersiz kalsam, beynim çalışmaz. Eve getirdiğim muhasebe def-
    terterini işleyemem. çocuğa az şeker yedirirsem gelişmesi geri kalır, kansızlığa yakalanır gibi doğru olmayan düşünceleri söküp atmak gerekmektedir.

 

  • Asıl önemli olan, çocukların ve erişkinlerin protein almasıdır. Protein, vücudun enerji maddesi değil, yapı taşıdır. Salgı bezlerinin. İyi çalışması, büyüme, hastalıklara karşı direnç proteinle sağlanır. Damak zevkine dalmamız, bütün alışkanlıklar gibi, bazı gerçekleri görmemizi önlüyor olabilir.

 

  • “Tatlı yiyelim tatlı konuşalım” anlayışının gözümüzden sakladığı gerçek, proteinsiz olduğumuz gerçeğidir. Çok az tatlı yiyip doğru konuşursak, başta gelen konunun, yetişen çocuklarımızın proteinsiz oldukları konusu olduğunu söyleyebiliriz. Proteinli gıdalar ise pahalıdır. Demek ki, gerçekle karşılaşmak pek tatlı olmuyor.

Ruhsal doyum ve rejim yapma çıkmazı rejime başlarken başlar. Rejime karar veren kişi durumu bir kahramanlık veya fedakarlık haline sokar. Ve işler iyi gitmeyince ve rejim bozulunca hem zevkli, hem zararlı bütün alışkanlıklarda olduğu gibi, taksitle intihar ettiklerini hissetmek-
ten acı bir zevk duyarlar.

Böyle bir kişiyi ünlü Alman romancı J.M. Simmel canlandırmıştır. Simmel’in kahramanı Albert Lazarus ağızına attığı her çikolatadan sonra korkuyla karışık bir zevkle kalbini yoklamakta, ağrımadığını hissedince de biraz üzülmektedir.

Kısacası, karmaşık, anlaşılması güç bir olaydır şişmanlık. İnsanlığın birçok sorunu gibi. Kendisi de şişman olan Ahmet Vefik Paşa Bursa’da valiyken kendisine başvuran şişman bir kişiyi korkutmuş ve adam çıktıktan sonra başını iki yana sallayarak, “Şişmanların neye mal olduğunu ben kendimden bilirim” demiştir.

Şişmanlığın sebepleri; Şişmanlık sadece bedensel değildir!

Çok defa şöyle düşünürüz: Şişmanlamak fiziksel bir olay. Fazla kalori alan, fazla yağ depo ediliyor. O halde az kalori almakla zayıflarız. Bu kadar rejim listesine rağmen neden zayıflamak kolay olmuyor?

Bu soruya, şişmanlığın sadece fazla enerji almak demek olmadığını söyleyerek cevap vereceğiz. Şişmanlık, belirttiğimiz gibi, ruhsal (psikolojik), hormonal ve toplumsal ekonomik birçok sorunla doludur.

Şişmanlık bir alışkanlıktır.

Yemek alışkanlıkları beyin hücrelerine kazınmış gibidir demiştik. Sigara alışkanlığı, içki alışkanlığı gibi, yemekten sonra tatlı arama da bazı kimseler için bir iptiladır.

Bu gibi durumlarda zayıflamak istenirse, önce kişinin kendisini uzunca bir eğitimden geçirmesi gerekir. Bir örnek olarak aşağıdaki düşünce şeklini kendisine önerebiliriz. Hazırlanma dönemi geçip, zayıflama adayı rejim listesini uygulayamazsa bile, bunları bilmesi hiç değilse hayat boyunca az kalori almasına sebep olur.

Şişmanlığın sebepleri!!
Şişmanlığın sebepleri!!

Şişmanlığın sebepleri; Ruhsal doyum ve rejim yapma çıkmazı,

Aslında hekimler açısından önemli olan, kişilerin kendisine gereken fazla kalori almamasıdır. Hayat süreklidir. Bir kişi çarşamba zayıflamaya başlayacağım diye pazartesi ve salı günleri 3000 kalori, çarşamba günü 1500 kalori alırsa, ortalama olarak günde 2500 kalori almış demektir.

Sık sık zayıflama kararı almayan başka bir kişi ise, devamlı olarak günde 1500 kalori alıyorsa, bu ikinci kişi sağlık açısından daha tutarlı durum da demektir. çünkü amaç bir güreşçinin müsabaka öncesi kilo vermesi gibi zayıflamak değil, yemek alışkanlıklarının değişmesidir.

Al ver, al ver kısır döngüsü,

Hazırlık düşünceleri olarak şu noktaların bilinmesinde yarar var.

• Tatlılar insanların icad ettiği, damak zevki veren bir tür keyif verici maddelerdir. Tatlı ihtiyacı diye bir şey yoktur.

• Tatlısız kalmak, şeker yememek hiçbir hastalığa sebep olmaz. Aksine hastalıkları azaltır. Çünkü tatlı demek, yoğunlaştırılmış karbonhidrat demektir. Karbonhidratlar ise pirinçte, ekmekte, unlu gıdalarda, sebzelerde doğal şekilde vardır.

Zayıflamada ruhsal doyum ve psikolojik faktörler konusu çok derin ve uzundur. Ama esas olan kilo vermede yalnız olduğumuz ve kendimizi çok iyi hazırlamamız gerektiğidir. Hazırlık döneminde beslenme konularında bilgi toplanmalı, zayıflama adayı neyi neden sevdiğini mümkünse tek tek düşünmelidir.

Sevdiği yiyeceklerin çoğunun azıyla da aynı tadı aldığını düşün-
meli ve sevdiği yiyecekleri azaltmaya ve beklemeyi öğrenmeye alışmalıdır.

RUHSAL DOYUM VE ÇIKMAZLAR,

Beslenmenin ruhsal yönü üzerinde böylesine çok durmamızın sebebi, ruhsal faktörlerin rejim izlemede çok önemli oluşudur. Sezgileri yoluyla bazı konuları bilgiden önce sezenler vardır. Bu kişiler arasında edebiyatçılar başta gelir.

Mesela Abdülhak Şinasi Hisar, Ahmet Haşim’in toprak yeme alışkanlığından söz ederken, “Haşim bu kili ağzina alınca belki çocukluğunun geçtiği Dicle kıyılarının tadının ruhuna döküldüğünü duyuyordu” diyerek yeme alışkanlıklarıyla ruhsal durum arasındaki ilişkiyi ne kadar iyi anladığını ortaya koymaktadır.

Zayıflamada ruhsal doyum ve psikolojik faktörler;

Çocukluktan gelen beslenme,

Gerçekten, Ahmet Haşim’in Dicle toprağını ağzında çiğnerken çocukluğunu yaşaması gibi, hepimiz bazı yiyeceklerle kendimizi korunmuş ve şefkat görmüş hissederiz. Bir Güneydoğulu için lahmacun veya acılı kebap, Karslı için lavaş ekmeği, Karadenizli için kara lahana veya hamsi biraz da doğduğu toprakların özeti demek değil midir?

Yani yerel yemekler, ağızda vatanın hissedilişi gibidir. Beslenmenin ruhsal yönlerinden biri de, üzüntü ve sinir gerginliginin aşırı yemeye yol açmasıdır. Ruh hekimlerinin iyi bildiği bu durumu, başka bir edebiyatçı, Tahsin Yücel, Mutfak Çıkmazı adlı eserinde ele almıştır.

Bu kitap, aşk üzüntüsünden sonra bütün dünyası yemek pişirmek olan bir gencin öyküsüdür. Sıkıntıdan sonra kendine iyi bakmak, şişmanlamak bir tür “felekten intikam almaktır”. Hiddetle iştah açılması olayı XVI. yüzyıl Osmanlı tarihçisi Peçevi ibrahim Efendi’nin de başına gelmiştir.

Şişmanlık ve edebiyat,

Peçevi’yi tahkir etme amacıyla herkese tatlı ikram ederken onun yüzüne bakmayan bir devlet adamı azledildikten sonra, bu devlet adamının meşhur gülbeşeker tatlılarindan iki kavanoz, Peçevi’nin eline geçmiş ve Peçevì bunları “hak yerini buldu” duygusu içinde zevkle yemiştir.

Beslenmeyle ilgili ruhsal çıkmazlardan biri de, “kendine eziyet etme veya taksitle intihar etme” zevkidir.

Bu ruhsal çıkmazda olan kişiler, kendilerine zararlı olan, fakat sevdikleri yiyecekleri, “Benim kendimle ilgilenecek, rejim yapacak vaktim mi var?” şeklinde ifadesini bulan bir tavırla yerler. Böylece rejim yapmamayı adeta bir fedakarlık kahramanlık haline sokarlar.

TAM DOYMADAN SOFRADAN KALKMALI,

Şekerde tam doymadan sofradan kalkmak zaten bizim kültürümüzde olan bir gelenek, bir sünnettir. Bizde yemek ve sofra konuları, fazla sözü edilmeyen, her ailenin kendi içinde çözülmeye çalışılan konulardır.

Aç gözlülükle suçlanılmaktan da, diğer kişileri imrendirmekten de daima çekinilmiştir.

Atalar genelde doğru söyler,

Son yüzyıla kadar özellikle hanımlar arasında zayıflık makbul sayılmadığından, zayıflama amacıyla rejim bizi hiç ilgilendirmemiştir. Son yüzyılda şişmanlığın hastalıklara karşı direnç sağlamayıp, aksine hastalıkları arttırdığı görüşü Batı’dan tekrar bize gelmiştir.

Doğu hekimlerinin zaten sık tekrarladıkları tam doymadan sofradan kalkmalı ilkesi de buna uygun düşmüştür. Fakat az yemek tek taraftı olursa yine sakıncaları vardır.

Az çok değil dengeli yemek,

Dengeli beslenme yöntemlerini bilmezsek, ekonomik bakımdan daha iyi olacağımız günlere bilgi bakımından hazırlanmamış olur ve yine yanlışlara düşebiliriz. Ayrıca dengeli beslenmenin bilinmesi, topluma neler sağlanması gerektiği hakkında bize bir program verir.

BESLENMEYLE RUHSAL DURUM ARASINDAKİ İLİŞKİ,

İnsanın beslenmesiyle ruhsal durumu arasında çok yakın ilişkiler vardır. Yemek alışkanlıklarının hemen hepsi çocukluktan gelen şartlanmalarla beynimize kazınmıştır. Dertli ve problemleri çok insanlar zannedildiğinin aksine zayıflamayıp şişmanlarlar. Çünkü insan doyma yoluyla kendisini korunmuş ve emniyette hisseder.

Az kalori veren, fakat doyuran yiyecekler et, yumurta, peynir V.S. pahalı olduğundan, çok kişi içinin kendisini emniyette hissetme ilacı ekmektir.

Dertler ve tıkınmak,

Ekmek, pilav, makarna gibi yiyeceklerin fazla yenmesi ise, protein bakımından açlık, vücut ölçüleri bakımından şişmanlık demektir. Şişman kişiler çoğunlukla ruhsal bakımdan çocuksu ve etrafa bağımlı kişilerdir.

Bir rejim listesi uygularken hem çevreden ilgi beklerler, hem de yediklerine müdahale edilirse kızarlar. Bu sebepten zayıflamak isteyenlere, öteden beri kabul ettirmeye çalıştığımız ilkeleri burada tekrarlamak istiyoruz:

Kilo yalnız verilir!

• Zayıflama herkesin kişisel konusudur. Etraftan, diğer kişilerden övgü kabul edilirse, eleştiri de kabul edilmelidir. Eleştiriye kızacak kişilerin övgüyü de kabul etmemesi ve zayıflama programını her gün etrafa ilan etmeden kendi kendine uygulaması gerekir.

• Zayıflama rejimlerine, uzun bir ruhsal hazırlanma döneminden sonra, kendini ikna ederek başlanmalıdır. Bu ruhsal hazırlık donemin bir yandan az kalori almaya özen göstermeli bir yandan da kadar kilo kaybedileceği planlanmalıdır.

Beslenmenin psikolojik yönü ve yapay tatlandırıcılar şekerden korunma ve tedavide ne kadar önemli bir rol üstleniyor? Şeker hastalığı, damar sertliği, gut, hipertansiyon gibi, çağımızın başta gelen hastalıkları aşırı beslenmeyle yakından ilgilidir.

Aşırı beslenmeye eklenen hareketsizlik, bu hastalıkların görülme oranını günden güne artırmaktadır.

Beslenmenin birçok kişi için henüz yeterli olmadığı ülkemizde aşırı beslenme tehlikelerinden söz etmenin yersiz olacağı doğrudur. Fakat dengeli beslenme tekniğinin iyi bilinmesi ve bunun bir güzellik enstitüsü yaklaşımıyla değil de, halk sağlığı endişesiyle ele alınması hiçbir zaman yersiz değildir. Konuya sadece estetik açıdan yaklaşım ise, yalnız bizim ülkemiz için değil, Amerika için bile yersizdir.

Beslenme tekniği, biyolojinin, tıbbın, kimyanın, fiziğin, ekonominin verilerinden uygulama alanında faydalanır. Bu sebeple, “beslenme tekniği” terimini kullanıyoruz.

Şişmanlığın sebepleri; Beslenmenin faktörleri,

Tıp kitaplarının bu konuya verdiği önem bir yana, aşırı beslenme halkımız arasında daima Batı ülkelerine göre daha az sorun olmuştur. Eski ahlak kitaplarında devamlı olarak az yemek ve kanaat tavsiye edilmiştir.

Şeyh Sa’di, Gülistan adlı kitabında, sağlığın tek şartının “İştiha olmadan yememek ve iyice doymadan sofradan
kalkmak” olduğunu ifade eder.

1552-1556 yıları arasında istanbul’da esir olarak bulunan bir ispan-
yol, Türklerin yemeğe eğlence için oturmadıklarını, ancak yaşamak
için yediklerini ve karnı doyanın hemen kalkarak yerini başkasına bıraktığını yazmaktadır.

Şişmanlık sebepleri; Beslenmenin psikolojik yönü ve yapay tatlandırıcılar;

Geleneklerimizde yemek yemek,

XVIII. yüzyılda elçilik göreviyle Paris’e giden Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi’nin yemek yiyişini seyretmek üzere 200 Fransız kadınının elçinin kaldığı konağa gelmesi çok enteresan tarihi bir bilgidir.

Şişmanlığın sebepleri; YAPAY TATLANDIRICILAR,

Şeker hastalarının damak zevki düşünülerek tavsiye edilen tatlandırıcıların, günümüzde zayıflamak isteyenlerin de kullandığı maddeler haline gelmiştir.

Sakarin, siklamat gibi tamamen kimyasal tadlandiricalardan başka, son yıllarda sorbitol de çok kullanılmaktadır.

Sorbitol, alkol yapısında ve doğada bulunan bir madde olduğundan kalori de verir. Günde 30 gramdan fazla alınması tavsiye edilmez. İshal yapıcı etkisi de vardır. Sorbitol ile yapilan diabetik tatlılarının yüzde kaç sorbitol ihtiva ettiği etiketten okunarak, fazla miktarların alınması önlenebilir.

Sakarin ve siklamat gibi tadlandırıcılar mesane kanserine sebep olmakla suçlanmış ve 1970’li yılların başında siklamat kullanılması bazI ülkelerde yasaklanmışsa da, daha sonra bu etkisinin insanda değil yūksek miktarlarda olması halinde ve deney hayvanlarında görüldüğü ileri sürülerek tekrar izin verilmiştir.

Şeker hastalığında şişmanlık ve ideal kilo tedavide ilk baş vurulan doğal yöntemdir. Şeker hastalığının tanımında belirttiğimiz gibi, şişmanlıkla şeker hastalığı birbiriyle yakın ilişkilidir. Şişmanlık şeker hastalığına yol açabileceği gibi, şeker hastaları arasında şişman kişiler de çok görülür.

Şişmanlık da şeker hastalığı, damar sertliği, enfarktüs, hipertansiyon gibi durumlar doğurur. Erişkin tipi şeker hastalığının korun- ma ve tedavisinde, az kalori alınması şarttır.

ŞEKER HASTALIĞININ TİPLERİ,

Erişkin tipi şeker hastalığından söz ettikten sonra şeker hastalığının hangi türleri olduğunun da üzerinde biraz durmamız gerekir. Genç tipi şeker hastalığı, genellikle 30 yaşın altında, çocuk veya geçlerde görülür. Diğer tip ise erişkinlerde 40-50 yaş ve üstünde görülen şeker hastalığıdır.

Şişmanlığın sebepleri; Şeker hastalığında rejim tedavisi,

Düzenli rejim yapan diabetiklerde ilaç ihtiyacı sabit kalır. Yükselmesi ve düşmeleri birbirini izlemez.

• Düzenli rejim yapan diabetik hastalarda, rejim yapmayanlarla aynı oranda göz hastalığı görüldüğü de doğru değildir. Bazı istatistiklere göre, rejim yapmayanlarda göz hastalığı (retinopati) yapanların 5 misli görülür.

Bu istatistiği yapan (Toulouse’dan) Dr. Denard’-
in sözünü buraya alıyoruz. “Diabet, taksitle ödemeyi kabul eder. Fakat sonunda mutlaka ödetir.”

Bu sözü hatırlayarak “Rejim yaptım, bir şeycik olmadı” inanışını bir kenara bırakmak faydalı olur.

Şişmanlığın sebepleri, Şeker hastalığında şişmanlık ve ideal kilo,

Rejimin gerekliliğine böylece inandıktan sonra, yukarıda öğrendiklerimizi sağlamlaştırmanın yararlı olacağı kanısındayız.

Şişmanlığın sebepleri; İDEAL VÜCUT AĞIRLIĞI KAÇ OLMALI?

Şişmanlığın sebepler. Hastanın ideal vücut ağırlığı önemlidir. 1.65 boyunda ve 80 kilo alan bir kişiyle 1.85 boyunda ve 80 kilo olan iki kişi düşünelim.

Birincisi şişmandır. ikincisi ise normaldir. Demek ki, herkesin kendi boy uzunluğuna göre, ideal vücut ağırlığı vardır. İdeal vücut ağırlığı nasıl hesaplanır? Yöntemlerden birisi, boy uzunluğunun son iki rakamını ideal vücut ağırlığı saymaktır.

Mesela, 1.82 boyunda olan bir kişinin idèal vücut ağırlığı 82 kilogramdır. Bu hesaplama şekline “Broca yöntemi” denir. Bu hesaplama yoluyla bu-lunan ideal vücut ağırlığına da “Broca indeksi” adı verilir.

Bu ağırlığın %10 üzeriyle %10 aşağısı normal sayılır, örnek olarak, ideal vücut ağırlığı 60 kg olan bir kişi, 66 kilogramı geçerse şişman, 54 kg altına düşerse zayıf sayılır.

Şişmanlığın sebepleri ve ölçüm yöntemleri nelerdir? İdeal vücut ağırlığı hesaplamanın başka bir yolu da şöyledir: Boy uzunluğundan 150 rakamı çıkarılır, çıkan rakam 4’e bölünür. Elde edilen sonuç, Broca indeksinden çıkarılır. Buna “Lorentz formülü” denir. Bunların dışında bir sürü modern hesaplama yöntemi daha vardır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Reklam Engelleyici Algılandı

Merhaba. Sitemiz yoğun bir emeğin ürünüdür! Sitede dolaşmak için lütfen Reklam Engelleyicinizi Kapatın.